10 Ekim 2015 Cumartesi

Zımpara'nın Maceraları Vol 4.

Zımpara iki gündür ansızın kapının üstünden tepesine atlayan Usta Tutso yüzünden korku dolu anlar yaşıyordu.Tutso yaşlı,bilge bir peygamber devesiydi ve Zımpa ile tanışalı daha çok olmamıştı.Onun bu kendine güvensiz tavırları ve yediği dayaklar yüzünden ona acımıştı.Zımpara'ya uzak doğu dövüş ve savaş sanatının bütün inceliklerini öğretmeyi bir borç bilmişti.O günden beri eğitim adına beklenmedik anlarda Zımpara'nın üstüne atlıyor ve sinsi saldırılarla onun farkındalığını arttırmaya çalışıyordu.
Zımpara'nın refleksleri yaşlı bir katırınki kadar yavaştı ve ciddi bir konsantrasyon problemi vardı.
Ama yinede bu birşeyler öğrenemeyeceği anlamına gelmiyordu.
"Çekirge zıpla!Lan o ne biçim zıplamak!Bebekken başının üstüne mi düştün?Bir de kedi olacaksın,aerodinamik olacaksın Allah'ın dengesizi,türünün yüz karası!"
Hakikaten Zımpara çocukluğundan beri dört ayak üstüne düşmekte zorluk ceken,atladığı yerlerden abuk sabuk şekillerde yere çakılan bir kediydi.
"Kuyruğunu kullan kuyruğunu.Dengesizliğinin tek nedeni kuyruğunu adam akıllı kullanamaman.Sen bir tekneysen o da senin dümenin anlaşıldı mı!?
Zımpara içinde bulunduğu bu duruma bir türlü anlam veremiyordu.O kim,Judo kim,Kungfu kim,Karate kim,hele hele ki Tai Chi kimdi!??O da diğer ağır abiler gibi ata sporlarından olan yağlı güreşle ilgilenmek ve okkalı Osmanlı tokatları atmak istiyordu.Meditasyon yapmak,zihnini dinginleştirmek istemiyordu.
İbne görünümlü kimliğinden bir an önce kurtulup gerçek bir erkek olmak istiyordu.Vurduğu yerden ses getirecek,uzaktan bile görenlerin yüreğine korku salacak kadar azametli,mert  delikanlı bir kedi.
Birden kendisini altın zincirden bir tasmayla ve patisinde çevirdiği akşam sefalarının tohumlarından yapılmış siyah bir tespihle hayal etti.Kunduraları olsa arkasına başlar,ceketi olsa muhtemelen onu da giymek yerine omuzlarına atardı.Sonra da bıyıklarını burarak dişilerin gönüllerine ateşler salardı.Lakin bu saçma sapan bir hayaldi ve Tutso'nun ani hamlesiyle kendine geldi.
"Uyumak yok!Meditasyon yap.Anlamadığımı mı sandın şapşal herif!Ossura ossura uyuyacağına bir b.ka yara da konsantre ol!Belki üçüncü gözün açılırda dayak yemeden önce tehlikeyi sezmeyi öğrenirsin." 
Yediği bu zılgıtın üzerine Zımpara " Eee m.na korum lan!" diyip son derece çevik bir hareketle Tutso'yu bir lokma da midesine indirdi.Ardından "Noldu moruk?Uzak doğu sporları,meditasyon ve diğer antin kuntin şeyler seni kurtarabildi mi!?!" diyerek pötürünü hoplata hoplata güldü.


9 Ekim 2015 Cuma

Zımpara'nın Maceraları Vol 3.



Turşu içine şeytan kaçmışçasına yerde debelenirken Zımpara sükunetini bozmaksızın tam olarak neyle karşı karşıya olduğunu anlamaya çalışıyordu.
En sonunda daha fazla dayanamadı ve bastı kalayı ''İki dakka dur lan a.ına koyim!G.tüne pire kaçmış gelincik gibi debelenip duruyorsun.Kalkarsam s.çarım ağzına haaa!Bir huzur vermedin.Ne ayaksın kızım sen,in misin,cin misin alooo kime diyom hoop!''
Sahipleri sadece Zımpara'nın tıslayıp,sokrandığını duysalarda aslında Zımpara o sırada bu cümleleri saydırıyordu.
Turşu hiç istifini bozmadan bu sefer de halıların altından son sürat geçerek ve kanepelere pike yaparak odanın içinde dört dönmeye başladı.
Zımpara gözlerini bir an için bile Turşu'dan ayırmadan meşhur 'Exorcist' sahnesinin gerçekleşeceği anı beklemeye başladı.Çünkü artık içinde Turşu'nun şeytan olduğuna dair en ufak bir kuşku kalmamıştı.
Sahipleri de sanırım bu şeytanın köleleri haline gelmişti.Çünkü hiç istiflerini bozmuyorlar üstüne üstük Turşu ne yaparsa kıkır kıkır gülüyorlardı.
''Nereye düştük lan?!!Tarikat felan mı acaba burası?..''diye düşünürken birden aklına yine bitli Ponçiği geldi.K.çından ayrılmayan erkek kardeşine çok gıcık oluyordu.
Biraz daha irileşip hepsinin canına okuyacağı günün hayalini kurmaya başladı.Düzenli dayak yediği ve dayak yemediği halde ölesiye korktuğu bütün kedilerin yüzleri gözlerinin önündeydi;
belalı Muso,Ponçiğin kardeşi Tırpan,abisi Küsmen,Kungfu Ozmo,deli Pırçik,kuyruksuz Zümküfül ve yanpiri Nejdet.
Sonra her birini hayalinde teker teker nasıl dövdüğünü,dişlerini nasıl patilerine verdiğini,kulaklarını tırnaklarıyla nasıl yırttığını,alınlarına attığı façaları tek tek hayal etti ve hayal ettikçe gerinip pırpırlayarak sevindi.Hayalinin sonunda Ponçiğin kalbini kazandığını,Ponçiğin o koca göbeğiyle onunla nasıl da cilveleştiğini resmen film gibi izledi ve hemen yakınında ki battaniyeye saldırdı.
Dişleyerek yakaladığı battaniyeye masaj yapa yapa uyudu.
Rüyasında japonların uçtuğunu gördü.Bir anlam veremesede dostlarının uçması onu da mutlu etmişti.İki avuç kedi otu atıp o da onlarla uçmaya başladı.Sonra Muso onu kuyruğundan yakaladı ve gülle atarcasına çevirerek bulduğu her kayaya,taşa çarptı.Sersemlemiş bir şekilde yerde yatarken Muso'nun bitiş hareketi olarak yüzüne işediğini gördü.O igrenç kokuyu ciğerlerine kadar hissetmişti ki gözünü açtı ve yüzüne işeyenin Turşu olduğunu gördü.Aslında işemiyordu,ayaklarını içme suyuna sokup gelmiş Zımpara'yla dalga geçiyordu.
Bu olan bitene ne kadar kızsada Zımpara gülmekten kendini alamadı.Ne de olsa b.ktan bir rüyadan uyanmıştı ve hayat ona güzeldi!
Turşu'ya ne kadar gıcık olsada aslında espiri anlayışı gayet iyiydi.Ama arkadaş olmak için daha çok erkendi.Kendisini ağırdan satmalıydı.Sonuçta evin büyüğü oydu ve buraya ondan çok önce gelmişti.


8 Ekim 2015 Perşembe

Zımpara'nın Maceraları Vol 2.

Zımpara o akşam yaşayacağı muhteşem korkudan bihaber mutfakta amaçsızca geziniyor,mamasını lüpletiyor ve uçan kaçan bilumum canlıyı kovalıyordu.
Yorgun düşüp salon kapısının arkasındaki yatağında biraz şekerleme yapmaya niyetlenmişti ki aniden açılan salon kapısıyla odadan üstüne doğru fırlayan küçük yaratık Zımpara'yı korkudan ossurtarak adeta balkona uçurdu.Etrafa yayılan garip kokuyla kafayı bulan küçük yaratık ışık hızıyla geldiği gibi salona geri döndü.Ama Zımpara yaşadığı şokun üzerine uzun bir süre balkondan içeri adımını atamadı.
Sahiplerinin hunharca kahkahalarına sinirlense de asıl sinir olduğu o küçük yaratık nam-ı diğer Turşu'ydu.O minik pislikte ne bulduklarını bir türlü anlayamıyordu.
Turşu'da kendisi gibi saf gri Blue Russian cinsi bir kediydi ve sahipleri onu da kendisi gibi otoparkta,dolunaylı bir gece de bulmuşlardı.Gerçi kendisi ayrıcalıklıydı çünkü onu bulduklarında hem Kadir Gecesi'ydi,hem de dolunaydı.E sahibinin adı da Kadir'di.Kesinlikle kader diye düşünmüştü başta ama sonradan anladı ki bu olsa olsa kaderin bir oyunu olabilirdi.Çünkü Kadir kendisini canice seven ve elinden bir türlü kulakları tersine kıvrılmadan kurtulamadığı azılı bir oyun arkadaşıydı.Yinede ona sadistçe bağlıydı ve bu yoğun ilgisi onu içten içe sevmesine sebep oluyordu.Ne kadar kaçsada iki dakika sonra ayaklarına sürünüp yine kaşındığını belli ediyordu.
O akşama geri dönersek Turşu'nun haince saldırısı sonucu kendisini küçük düşürmesi Zımpara için bardağı taşıran son damlaydı ve kesinlikle intikamını alacaktı.Alacaktı ama nasıl?Çünkü o son derece soğuk,gıcık,kıl,müşkülpesent ve tembeldi.Asil beyefendi çizgisini de bozmamak işine geliyordu.Rahata kaçıyordu.
En iyisi birkaç tane ödül kurabiyesi kırtlatıp televizyonun karşına uzanmaktı.E ne de olsa düşünmekten çok yorulmuştu ve Turşu'ya umarsızlığını bu şekilde gösterecekti.
En azılısından bir Kayserili kaynana edasıyla ''Sende kedi misin kızım peeeee!Hap kadar boyunla çok gezme  ayağımın altında!Hem ben senden korkmadım; siz kapıyı açmadan hemen önce dev bir örümcek bana hücum etti.Ondan kaçtım ben bikerem hıh!'' diyerek olaya son noktayı koydu.


7 Ekim 2015 Çarşamba

Zımpara'nın Maceraları Vol 1.

Zımpara kafasına çarpan kapıyla kendisini dışarı attı.İşte bir güne daha böyle başlamıştı.Evinden uzakta,bahçesinde mağrur ve yine çok yalnızdı.Bugün de Muso'dan yiyeceği dayakların hesabını yapmaktaydı.
Muso mahallenin ağalarından olup Zımpara'nın üç katı kadar büyüklükte,koca kafasıyla ve iri pençeleriyle tehditkar ve bir o kadar da tehlikeli gri,beyaz bir kediydi.
Okuldan bacak egzersizi yaparak dönen öğrencilerin bisikletlerinin zilleri ile irkilen Zımpara ufukta ki ona doğru gelen irice bir kafayı seçebildi.İşte korkuyla beklenen karşılaşma gerçekleşmek üzereydi.
Zımpara bir anlık gafletle ırkının mensup olduğu ülkenin başkanı Putin gibi büyük bir özgüvenle posta koyduysada bu Muso için hirbirşeyi değiştirmedi.Muso'nun sol kroşesiyle Zımpara'nın kafasında ki yaralara bir yenisi daha eklendi.Kendi çevikliğine ve zayıflığına güvenen Zımpara'nın bilmediği birşey vardı;Muso ayı gibi görüntüsünün altında son derece çevik ve yılların verdiği tecrübeyle bir o kadar da tehlikeliydi.Kravmaga da,yağlı güreşte ve daha bilimum dövüş sanatında ustalaşmış Muso mahallesinde bir ekoldü.Zımpara'nın tek yapabildiği seri bir şekilde yediği darbelerden mümkün olduğunca korunmaya çalışmaktı.Sonuç olarak 'g.te giren şemsiye açılmaz!' diye boşuna dememişler.O da bu özlü sözün derin manasını bilerek sükut içinde felaketin geçmesini bekledi
Bir yandan da umutsuzca aşık olduğu bitli Ponçiğini düşündü.Siyahını da,beyazını da ayrı ayrı düşündü.Evet Ponçik siyah-beyaz bir kediydi.
Dışarıdan bakanlar için besili bir tavuğu andırıyordu Ponçik ve hiçbir albenisi yoktu.Ama Zımpara bütün salaklığıyla mahallede gördüğü bu tek kıza sırılsıklam aşıktı.
Evinde bir türlü alışamadığı ve tıslayıp tükürerek kaçtığı minik yavrunun büyüyüp taş gibi bir rus dişisi olacağını bilse belki evden bile çıkmaz ve bu dayakları da yemezdi.
İşte o ufaklığında adı Turşuydu ki o ayrı bir hikaye ;)
Biz dayağımıza kaldığımız yerden devam edersek Muso belli bir süre sonra Zımpara'dan sıkılıp kankalarıyla buluşmak için kahveye doğru yöneldi.Kankalarıyla kahvenin yakınlarında ki çöplükte buluşup biraz kemik yuvarlar ve çöplüğün hazineleri üzerine bahse girerlerdi.Sonrası Allah Kerim.
Zımpara rutin başlayan bugünde de dayağını yemiş,görevini tamamlamış olmanın verdiği rahatlıkla neler yapacağını düşündü.İlk etapta komşu bahçede ki japon arkadaşlarını ziyaret etmeye karar verdi.
Japonlar çocuklu büyük bir aileydi ve belki de Zımpara'nın tek arkadaş grubuydu.Her ne kadar fiziksel olarak farklı olsalarda bu yine de arkadaş olamayacakları anlamına gelmiyordu.
Turuncu pulları güneşin ve suyun altında esrarengiz bir şekilde parlayan japonlar Zımpara'yı yüzgeçleriyle selamladılar ve dünkü muhabbetlerine kaldıkları yerden devam etmeye başladılar.
Japonların sahibi ne kadar Zımpara'yı bir tehdit unsuru olarak görselerde özünde japonlarla Zımpara arasında su sızmaz bir dostluk vardı.Yavruların vaftiz babası bile Zımparaydı.
Geçen dönemlerde yine mahallenin kedilerinden,ağır abilerinden KungFu Ozmo'ya engel olamamış.Kendi bedenini dostları için siper ettiği halde başarısızlığa uğramış ve japonların birkaçının ölümüne tanık olmuştu.Üstüne üstük bu cinayetler üstüne kalmış ve cezalandırılıp günlerce evden dışarı çıkamamıştı.
Japonların babası Komosu'nun ''sana ne ikram edelim?'' sorusuna yine ''varsa ben suşi alayım'' espirisiyle karşılık verdi ve bütün aile birkez daha gülüştüler.